Ozon Tedavisi – Doktor Ozon

TESTİS KANSERİ

Posted on: Aralık 3, 2010

Testisler, yumurta şeklinde iki adet olup, “skrotum” adı verilen, gevşek cilt ve kas dokusuna sahip, bir kese içinde yerleşik bulunan salgı bezleridir. Skrotum (testis torbası) içinde yer alan testisler “spermatik kordon” adı verilen ve içinde testise ait damar ve sinirlerin yanında “vas deferens” denilen meni kanalının bulunduğu bir kordon ile vücuda bağlanır (Şekil-1).


Şekil-1:Erkek üreme organları ile idrar sisteminin anatomik yapısı ve
birbiriyle olan ilişkisi yanında komşu organlarla olan yakınlığı..

Testis olarak adlandırılan bu bezler, erkeklerde, testosteron adı verilen hormonun oluşturularak kana salgılanması ve sperm (üremek için gerekli olan germ-tohum- hücrelerinin) üretimini gerçekleştirmektedir. Testis içinde gelişmemiş haldeki sperm hücresi testisin içindeki minik kanalcıkların (seminifer tübülüs) içinde olgunlaşırlar ve bu tübüllerin birleşmesiyle daha geniş kanalcıklara ve oradan da depolanacağı epididim denilen, kendi üzerine kıvrıntılı kanalcık yumağına iletilir (Şekil-2).

Şekil-2: Testisin şematik anatomisi.
1. Üst bölüm

2. Tunika vajinalis zarı

3. Seminifer tübüller

4. Ön yüz

5. Tunika albuginea kılıfı

6. Alt bölüm

7. Lobüller

8. Testis dokusu

9. Duktus efferentes kanalcıkları

10. Testisin mediasteni denilen bölüm

11. Arka yüz

Hemen bütün testis kanserleri yukarıda sözü edilen germ hücrelerinden köken alır. İki ana tip testiküler germ hücresi tümörü vardır. Bunlar seminoma ve non-seminoma tipi tümörlerdir. Bu iki farklı tümör tamamen farklı büyüme, yayılma ve tedavi özelliklerine sahiptir. Non-seminoma olarak adlandırılan testis kanserleri, seminoma olarak adlandırılan testis kanserlerine göre, daha hızı gelişme ve yayılma özelliğine sahiptir. Diğer yandan seminoma tipi tümörler radyasyon tedavisine daha duyarlı tümörlerdir. Bazı testis tümörlerinde tümör içinde hem seminoma hem de non-seminoma tipi kanserler aynı anda olabilir. Bu olgular, non-seminoma tipi tümörlerdeki gibi tedavi edilir.

Testis kanseri nadir görülen bir tümör çeşidi olmakla beraber, 20-35 yaş arasındaki erkeklerde en sık rastlanan kanserdir.

Testis kanser gelişiminde risk faktörü olan durumlar söz konusudur.
Hastalık gelişim şansını arttıran hertürlü nedene “risk faktörü” denilmektedir. Testis kanserinin gelişimindeki risk faktörleri:
• İnmemiş testis hikayesi bulunması
• Kötü gelişim göstermiş testis yapısı
• Ailede testis kanseri hikayesinin olması
• Klinefelter sendromu
• Beyaz ırk

Testis kanserinin en sık karşılaşılan belirtileri içinde testis torbasında sert şişlik ve rahatsılık hissi yer alır.

Bu söz edilen belirtiler gibi diğer başka belirtiler de testis kanserinin klinik belirtisi olarak karşımıza çıkabilir. Ancak unutulmaması gereken, başka bazı hastalıklar da benzer klinik belirtileri yapabilir. Aşağıdaki belirtiler varsa beklemeksizin doktorunuzla mutlaka görüşmelisiniz.
• Testiste (yumurtada) ağrısız şişlik
• Testisin normal hissinde değişiklik
• Göbekaltı karın bölgesinde ya da kasıkta künt ağrı
• Testislerin olduğu torbada (skrotumda) ani sıvı birikimi
• Testiste rahatsızlık hissi

Testis kanseri tanısının konmasında testisin muayenesi ve bazı kan testleri kullanılır.
Aşağıda sayılan testlerin tümü ya da bir bölümü testis kanseri tanısında kullanılabilir.
• Fizik muayene ve hikaye: Hastanın mutlaka genel muayenesinin yapılması (özellikle batında ele gelen kitle var mı?) gereklidir. Bunun yanında her iki testis sırasıyla dikkatli şekilde muayene edilmelidir. Bu muayenede testiste ele gelen kitlenin genel yapısı (sert mi, sınırları düzensiz mi? yaklaşık ebadları? Testis içindeki hangi lokalizasyonda olduğu?) değerlendirilir.
• Ultrasonografi: Bu değerlendirme ile hastaya herhangi bir ek morbidite getirmeden testisin iç yapısı, kitlenin özellikleri ve ebadları, Doppler ultrasonografi yapılıyorsa tümörün damarlanma özellikleri değerlendirilir.
• Serum tümör markerleri: Testis kanserinde, kanser hücreleri tarafından kana salgılanan bazı maddelerin (marker) serumdaki düzeylerinin ölçümü yapılır. Marker denilen bu maddeler salgılayan kansere spesifik tanının konulmasında yardımcı olur. Ayrıca bu markerlerin seviyesi, tümörün klinik evresinin (vücuda yayılma aşaması) konulmasında da yardımcı olur. Testis kanserinin aranmasında 3 tane tümör marker söz konusudur.

o Alfa-feto protein (AFP)
o Beta-human chorionic gonadotropin (beta-HCG)
o Laktat dehidrojenaz (LDH)

Bu maddelerin radikal orşiektomi (testisin alınması) öncesinde mutlaka bakılmış olması gerekir.

• Radikal inguinal orşiektomi ve biopsi: Kasıktan yapılan bir insizyon (cerrahi kesi) ile testis kasıktaki bu kesiden dışarı alınır. Testisten veya kitleden bir ya da birden fazla biopsi tarzında örnek alınır. Ve bu dokular ameliyathanede “bu doku tümör mü, değil mi? Tümör ise ne tür bir tümör” bize bilgi vermesi için patoloji tarafından anında değerlendirilir. Cerrah bu amaçla testisten biopsi almak için kesinlikle testis torbasından bir cerrahi kesi yaparak testise ulaşmamalıdır. Zira testis torbasının akkan damarları (lenfatikleri) farklı noktalara dökülür. Bu nedenle testis torbasından cerrahi kesi yapılarak testise ulaşılması testis kanseri varlığında faklı lenf bezlerine yayılma nedeni olabileceği için, terich edilmez ve hiç bir şekilde önerilmez.

Bazı faktörler hastalığın prognozunu (gelecek durumunu) ve tedavi seçeneklerini etkilemektedir.
Testis kanserinde prognoz (iyileşme olasılığı) ve tedavi seçenekleri aşağıdaki faktörlere bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.
• Kanserin evresi (testisin içinde mi sınırlı?, testisin yan oluşumlarına sirayet etmiş mi? Vücutta başka bir alanda yayılım mevcut mu? Kandaki AFP, beta-HCG, LDH seviyeleri nelerdir?)
• Kanserin tipi
• Tümörün büyüklüğü (ebadları)
• Lenf bezlerine yayılma var mı? Var ise buradaki lenf bezlerinin büyüklüğü ve adeti

Testis kanserleri sıklıkla KÜR sağlanabilen kanserlerdir.

Testis kanserinin tedavisi ileride kısırlığa neden olabilir.
Testis kanserinde kürü sağlamak için uygulanan tedaviler (kemoterapi ve radyoterapi) kalıcı şekilde kısırlığa neden olabilmektedir. Bu nedenle özellikle kemoterapi alacak hastaların bunu mutlaka bilmesi gerekir. Eğer bu konuda seçenek varsa tedaviyi laparoskopik (kapalı olarak deliklerden) retroperitoneal lenf nodüllerinin çıkartılması hastaya sunulmalıdır. Bu şekilde sinir koruyucu laparoskopik RPLND ile hastaların ileride fertil (üretken) olması çok yüksek orandadır. Kemoterapi mutlaka uygulnaması gerekiyorsa, kemoterapinin kalıcı kısırlık riski etkisi nedeniyle, ileri dönemde çocuk sahibi olmak isteyen ve testis kanseri saptanan erkeklerde tedavi öncesi alınacak spermlerin dondurularak saklanması mutlaka hatırlatılmalıdır.

Testis Kanserinde Evreler:

Testis kanseri teşhisi konulduktan sonra, “Kanser dokusu testisin içinde mi sınırlı? Testis etraf dokularına sirayet var mı? Vücudun başka bölgelerine yayılım var mı?” araştırılmalıdır.

Bu nedenle yapılacak tüm işlemlere hastalığın evrelemesi denilmektedir. Evreleme sonrasında elde edilecek hastalığın klinik evresi bu aşamadan sonra ne tür bir tedavinin önerilmesi gerektiğini sağlayacaktır. Aşağıdaki testler evrelemede kullanılabilien testlerdir.
Akciğer grafisi: X-ışınlarıyla çekilen bu filimde göğüs kafesi içinde yer alan akciğerde hastalık yayılımı var mı, yok mu konusunda yardımcı olacaktır
Bilgisayarlı Tomografi (BT): İnsan vücudunda istenilen bölgede belirli aralıklarla görünütü kesitleri alarak organların durumunu değerlendirir. Özellikle bu yöntem akciğer grafisinde şüpheli bir yayılım düşünülüyorsa akciğer BT ve “karın içindeki lenf bezlerinde yayılım var mı?” bunu araştırmak için tüm batın BT olarak değerlendirilir.
Lenfanjiografi: Testis kanserleri en sık lenf bezlerine yayılım gösterebildiğinden, lenf bezlerinin görüntülenmesi hastalık varlığı açısından değerlendirilmesi önemlidir. Lenfanjiografi, bacaktaki lenf damarından iğne ile boyalı madde verildikten sonra, bu boyalı maddenin gittiği lenf damarları ve lenf bezlerinin X-ışınları ile bu boyalı maddenin akımındaki blokajların görüntülenmesi temeline dayanır. Ancak zamanımızda, BT ile elde edilen veriler yeterlidir, lenfanjiografi çok nadiren uygulanır.
Abdominal lenf nodüllerinin çıkartılması: Testislerin lenf akımının aktığı lenf bezleri batında ana toplar (Vena cava inferior) ve atar (Aorta) damarlarının etrafında yer almaktadır. Bu nedenle testis kanserinde ilk yayılım bu ana atar ve ya toplar damar etrafındaki lenf bezlerine olmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi buraya yayılım konusunda BT yapılmakla beraber, bu lenf nodüllerinin çıkartılarak, patolojik olarak hastalık (kanser) var olup olmadığını anlamak da, ayrı bir yöntemdir. Özellikle laparoskopik cerrahi yöntem ile bu lenf bezleri rahatlıkla alınabilir ve en doğru sonuç olarak patolojik değerlendirme ile hastaya burada kanser yayılımı olup olmadığı söylenebilir. Ayrıca, seminom dışı tümörlerde, bu lenf bezlerinin çıkartılması, hastalığın yayılmasına da engel olabilir. Seminoma tipi testis kanserlerinde ise lenf bezlerindeki kanser hücrelerinin tedavisinde radyoterapi ile tedavi edilmektedir.
Radikal inguinal orşiektomi ve biopsi: Bu, kanser düşünülen testisin tümüyle uzaklaştırıldığı cerrahi işlemde kasıktan cerrahi kesi yapılarak testis dokusundan alınan örneklerin, dondurma kesit yöntemiyle, ameliyathanede patoloji tarafından anında incelenmesidir. Kanser hücresi varsa testis tamamen uzaklaştırılır. Bu işleme radikal inguinal orşiektomi denir. Testise, kanser şüphesiyle, yapılacak cerrahi işlemin kesinlikle testis torbasına yapılan bir cerrahi kesi ile uygulanmaması gerekir. Zira, eğer testiste kanser varsa bu kesi kanserin evre atlamasına neden olabilir.

 

Serum tümör marker değerleri: Tümör ya da tümörün olduğu doku tarafından kana karışan bu maddelerin kandaki düzeyine bakılır. Bu markerler (kanser spesifik maddeler) tümörün tipi konusunda bize bilgi vereceği gibi, markerlerin yüksekliğinin derecesi de, tümörün evrelemesinde ve risk faktörleri arasında değerlendirilecektir.
i. Alfa fetoprotein (AFP)
ii. Beta-human chorionic gonadotropin (beta-HCG)
iii. Laktat dehidrojenaz (LDH)
Ameliyat (radikal inguinal orşiektomi) öncesinde olduğu gibi, ameliyat sonrasında da sözü edilen tümör markerlerinin kandaki seviyeleri değerlendirilmelidir. Bu markerlerin normal sınırlara düşmemesi vücutta başka odaklarda kanser olma olasılığı anlamını taşır. Ayrıca uygulanan tedavilerin takibinde, nüskün değerlendirilmesinde hep bu markerlerin seviyesi kontrol edilecektir.

Testis kanserinde sırasıyla 3 Evre kullanılmaktadır.

Evre 0
Evre 0’da, kanserli anormal hücreler sadece sperm hücrelerinin geliştiği ve bulunduğu ince kanalcıkların içinde yer alır. Bu hücreler normal dokulara sirayet etmemiştir. Bazen bu duruma “prekanseröz durum” da denilebilmektedir. Ayrıca Evre 0 testis tümörü “Karsinoma İn Situ” olarak da tanımlanmaktadır. Tüm tümör markerleri normaldir.

Evre I
Evre I, Evre IA, Evre IB ve Evre IS olmak üzere 3 alt grupta sınıflanır. Bu sınıflama, yukarıda sözü edildiği gibi radikal inguinal orşiektomi ameliyatıyla kanserli testis tamamen uzaklaştırıldıktan sonra yapılır.
• Evre IA, kanser testis ya da testisle beraber epididim içindedir. Bir ihtimal testisi saran içteki membrana sirayet etmiş olabilir. Serumdaki tümör markerleri normaldir.
• Evre IB, kanser testis ve epididim içinde sınırlıdır.
i. Ancak testis içinde kan ve kenf damarlarına sirayet etmiştir (vasküler ve/veya lenfatik invazyon pozitif).
ya da
ii. Testisi saran dış zara (tunika albuginea, Şekil-2) sirayet etmiştir.
iii. Spermatik kordon denilen testisin bağlı olduğu kordonda tümör yayılımı vardır
Serum tümör markerleri normaldir.
• Evre IS, Kanser testisin herhangi bir yerinde olabilir (sadece testis içinde, spermatik kordonda, trstis torbasının duvarında).
i. Tüm tümör markerleri hafif yüksektir
ii. Bir ya da daha fazla tümör markeri orta derecede ya da oldukça yüksek miktarda yüksek kalmaktadır.

Evre II
Evre II, kendi içinde Evre IIA, Evre IIB ve Evre IIC olarak üç alt gruba ayrılır. Bu sınıflama, yukarıda sözü edildiği gibi radikal inguinal orşiektomi ameliyatıyla kanserli testis tamamen uzaklaştırıldıktan sonra yapılır.
• Evre IIA, kanser
i. Testisin içindeki seviyesi farklı olabilir (içinde sınırlı olabilir, epididime, spermatik kordona, testis torbasına sirayet etmiş durumda olabilir).
ii. Karın içndeki lenf nodlarına yayılım vardır. Burada 2 cm. boyutunu aşmayan 5 ya da daha az lenf adenopati (patolojik boyuttan lenf nodülü) vardır. Tüm tümör markerleri normal ya da hafif yüksek seviyededir.

• Evre IIB,
i. Testisin içindeki seviyesi farklı olabilir (içinde sınırlı olabilir, epididime, spermatik kordona, testis torbasına sirayet etmiş durumda olabilir).
ii. Karın içndeki lenf nodlarına yayılım vardır. Burada 2 cm boyutunu aşmış ancak 5 cm. boyutunu aşmayan 5 ya da daha az lenf adenopati (patolojik boyuttan lenf nodülü) vardır. Tüm tümör markerleri normal ya da hafif yüksek seviyededir.
• Evre IIC,
i. Testisin içindeki seviyesi farklı olabilir (içinde sınırlı olabilir, epididime, spermatik kordona, testis torbasına sirayet etmiş durumda olabilir).
ii. Karın içndeki lenf nodlarına yayılım vardır. Burada 5 cm boyutunu aşmıştır. Tüm tümör markerleri normal ya da hafif yüksek seviyededir.

 

Evre III
Evre III’de kendi içinde Evre IIIA, Evre IIIB ve Evre IIIC olarak üç alt grupta evrelenir.

• Evre IIIA’da, kanser
i. Testisin içindeki seviyesi farklı olabilir (içinde sınırlı olabilir, epididime, spermatik kordona, testis torbasına sirayet etmiş durumda olabilir).
ii. Kanser, karın içinde bir yada daha fazla lenf nodülüne sirayet etmiş olabilir
iii. Lenf bezlerinin ötesine ya da akciğere kanser yayılımı vardır. Tüm tümör markerleri normal ya da hafif yüksek seviyededir.

• Evre IIIB’de kanser
i. Testisin içindeki seviyesi farklı olabilir (içinde sınırlı olabilir, epididime, spermatik kordona, testis torbasına sirayet etmiş durumda olabilir).
ii. Lenf bezlerinde ya da bezlerinin ötesine ya da akciğere kanser yayılımı vardır. Tüm tümör markerleri normal ya da yüksek seviyededir.

• Evre IIIC’de kanser
iii. Testisin içindeki seviyesi farklı olabilir (içinde sınırlı olabilir, epididime, spermatik kordona, testis torbasına sirayet etmiş durumda olabilir).
iv. Lenf bezlerinde ya da bezlerinin ötesine ya da akciğere kanser yayılımı vardır. Tüm tümör markerleri genelde çok yüksek seviyededir.

Testis Kanserinde Tedavi Seçenekleri:


Testis kanseri tespit edilen hastalarda 3 farklı tedavi seçeneği vardır.

Testis kanseri olan hastaların tedavisinde farklı tedavi alternatifleri vardır. Bazı tedaviler standart (zamanımınzda halen tümüyle kullanılmakta olan) tedavilerdir. Bazıları ise halen klinik değerlendirme aşamasındadır. Tedaviye başlamadan önce hasta, bu sözü edilen klinik uygulamalarından faydalanmak isteyebilir. Burada “klinik uygulama”dan kasıt, halen varolan tedavi alternatifini daha da geliştirmeye yönelik ya da yeni tedavi olanağı sağlamaya yönelik klinik araştırmalardır. Bu klinik uygulamalı araştırmaların sonucunda tedavinin standart uygulanan tedaviden üstünlüğü ispatlanmmış olursa, o zaman bu tedavi standart tedavi halini alacaktır. Bu tip araştırmalı uygulamalar birçok ülkedeki birçok klinikte halen daha uygulanmaktadır.

Testis kanserleri, tedaviye beklenen cevabının nasıl olacağına göre, 3 gruba ayrılır.

İyi prognozlu hastalık

Non-seminoma tipi kanserlerde, iyi prognozdan bahsetmek için, aşağıdakilerin hepsinin gerçekleşmiş olması gereklidir:
• Tümör sadece testis içinde sınırlı ya da retroperitoneumda sınırlıdır.
• Tümör akciğer dışında diğer organlara yayılmamıştır.
• Tümör markerleri normal ya da çok az üzerindedir

Seminoma tipi kanserlerde, iyi prognozdan bahsetmek için, aşağıdakilerin hepsinin gerçekleşmiş olması gereklidir:
• Tümör sadece testis içinde sınırlı ya da retroperitoneumda sınırlıdır.
• AFP normaldir. Beta-HCG ve LDH serum düzeyleri herhangi bir seviyede olabilir.

Orta prognozlu hastalık

Non-seminoma tipi kanserlerde, iyi prognozdan bahsetmek için, aşağıdakilerin hepsinin gerçekleşmiş olması gereklidir:
• Tümör sadece testis içinde sınırlı ya da retroperitoneumda sınırlıdır.
• Tümör akciğer dışında diğer organlara yayılmamıştır.
• Tümör markerleri normalin hafif üzerindedir

Seminoma tipi kanserlerde, iyi prognozdan bahsetmek için, aşağıdakilerin hepsinin gerçekleşmiş olması gereklidir:
• Tümör akciğer haricinde diğer organlara yayılmamıştır.
• AFP normaldir. Beta-HCG ve LDH serum düzeyleri herhangi bir seviyede olabilir.

Kötü prognozlu hastalık

Non-seminoma tipi kanserlerde, iyi prognozdan bahsetmek için, aşağıdakilerin hepsinin gerçekleşmiş olması gereklidir:
• Tümör heriki akciğerin arasıdaki göğüs ortasında (mediasten) vardır..
• Tümör akciğer dışında diğer organlara yayılma vardır.
• Tümör markerlerinden biri yada birkaçı normalin çok üzerindedir.

Seminoma tipi kanserleri için kötü prognoz sınıfı yoktur.

 

Zamanımızda 3 tip standart tedavi seçeneği vardır:

Cerrahi:

Kanserli testisin çıkartılmasında, radikal inguinal orşiektomi denilen cerrahi uygulanır. Ayrıca lenf bezlerine yayılım var mı, yok mu? konusunda hem tedavi hem de araştırma amaçlı lenf bezleri laparoskopik cerrahi ile alınabilir. Eskiden açık cerrahi ile bu lenf bezlerinin alınmasına karşı, açık cerrahinin hastaya getirdiği ciddi yükler düşünülerek karşı çıkılmaktaydı. Zamanımızda lenf bezlerinin laparoskopik yöntemle alınmasıyla, cerrahideki dezavantaj hemen hemen çok azalmıştır. Zira kapalı sistemle yapılan bu ameliyatta iyileşme çok hızlı, kozmetik sakınca yok, ameliyat sonrası ağrının çok çok az olması gibi avantajları nedeniyle yeniden cerrahi ile lenf bezlerinin çıkartılması ön plana çıkmaktadır.
Lenf bezlerinin laparoskopik yoldan alınmasının en önemli avantajları
“Lenf bezlerinde yayılma var mı?” bunun kesin olarak patolojik yönden araştırılıyor olması
Lenf bezlerinde kanser hücresi varsa, bu girişimle çıkartılmış olacaktır (hem tanı konulmuş, hem de aynı zamanda tedavi edilmiş olacaktır).
Laparoskopik olarak lenf bezleri çıkartılmıyorsa, bu hastalarda kemoterapi verilir (ciddi akciğer yan etkisi vardır, geçici saç dökülmesine kalıcı kısırlığa yol açar). Lenf bezlerinde kanser olma olasılığı genelde %20-25 arasındadır. Yani hastalık olmayan %75 hastaya boşu boşuna kemoterapi verilmiş olacakve bu hastalar ilerideki yaşamlarında ksırılık riski ile yüzyüze bırakılmış olacaktır. Laparoskopik lenf bezleri çıkarılarak, yaklaşık olarak3-4 ay sürecek olan ve yan etkileri ile kişinin sosyal ve sağlık yaşamını bu süreçte etkileyecek olan, kemoterapiden hasta kurtulmuş olacaktır.

 

Radyasyon tedavisi (Radyoterapi):

Kanserli hücrelere yüksek enerjili X-ışınları verilerek hücrelerin öldürülmesi ve bu şekilde hastalığın tedavisi amaçlanmaktadır. Burada iki farklı radyoterapi söz konusudur. Eksternal (vücut dışından uygulanan) radyoterapi, bir cihazın içine yerleştirilen hastaya vücudu dışından ışınlar verilerek tedavi sağlannır. İnternal (vücud içinden uygulanan) radyoterapi, radyasyon ışınlarını saçan ufak çekirdekcikler tümörün olduğu lenf bezleri bölgesine yerleştirilir ve radyasyon tümöre daha odaklı, çevre dokulşarı koruyarak ve vücud içinden verilir. Hangi tür yolla ile bu ışın tedavisinin verileceği, kanser hastalığının evresine ve merkezdeki teknik olanaklara bağlıdır.

Kemoterapi:

Kanser hücrelerinin çoğalmasını durdurarak ya da direkt kanser hücresini öldürerek kanser hücrelerinin gelişimini duraklatan ilaçlarla kanserin tedavisine kemoterapi denilmektedir. Kemoterapi, sistemik kemoterapi şeklinde ağızdan ya da damardan uygulanan ilaçlarla verilebilir. Ya da etkielen bölgeye giden damara ilaç verilerek bölgesel kemoterapi verilebilir. Ancak bu tedavi için hastalığın durumunun uygun olması önemlidir.

Yeni tedavi tipleri halen klinik araştırma olarak uygulanmaktadır.

Yüksek doz kemoterapi ile kombine kök hücre nakli:

Çok yüksek dozda verilen kemoterapi ile kan hücreleri zararlı etkileneceğinden dolayı, kök hücre nakli ile (gelişmemiş kan hücreleri) bu yan etkinin üstesinden gelinmesidir. Kemoterapi uygulanmadan önce hastanın kendisinden kemik iliğinden alınacak kemik iliği dondurularak saklanır. Kemoterapi tamamlandığında, bu kök hücreler ısıtılarak çoğaltılır ve kişiye nakli yapılır.

Evrelere Göre Tedavi Seçenekleri Nasıl Olmalıdır?
Evre I Testis Kanseri

Evre I testis kanserindeki tedavi, kanserin tipinin seminoma mı, non-seminoma mı olduğuna göre, farklılık gösterir.

Seminoma tipi
Kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınmasından sonra, kanserin en sık yayıldığı karıniçi seviyesindeki ana damarların etrafındaki lenf bezlerine ışın tedavisine gerek olmayacağı gibi, koruyucu olarak düşük dozla radyoterapi verilebilir. Her iki durumda da hasta ömür boyu kanser nüksü açısından yakından takip edilmelidir.

 

Non-seminoma tipi testis kanserinde tedavi aşağıdaki seçeneklerdeki gibi üç şekilde de uygulanabilir. Her üçünün de kendisine göre avantaj ve dezavantajları vardır.

* Kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınmasından sonra, kanserin en sık yayıldığı karıniçi seviyesindeki ana damarların etrafındaki lenf bezlerinin de laparoskopikyöntemle çıkartılması. Hayat boyu hasta takipte kalır.
* Kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınmasından sonra, hastaya kemoterapi uygulanır. Hayat boyu hasta takipte kalır.
* Kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınmasından sonra, ek bir tedavi yapılmaz ancak hayat boyu hasta çok yakın ve sık aralıklarla takipte kalır. Kanser nüksü olunca tedavi edilir.

İlk seçenekteki avantaj lenf bezlerine kanser yayılımı var mı çıkartılan lenf bezlerinin patolojik değerlendirilmesi yapılarak kesin olarak öğrenilir. Patolojik inceleme ile kanser varlığı görülmüş ise, zaten cerrahi olarak lenf bezleri de çıkartılmıştır. Hasta aynı zaman da tedavi de olmuştur. Çıkartılan lenf bezlerinde kanserli hücrelere rastlanma riski yaklaşık %25’dir. Laparoskopik lenf adenektomi denilen bu ameliyat açık cerrahiye (Açık Lenfadenektomi) göre çok büyük avantajlara sahiptir. Laparoskopik lenf adenektomi için en önemli avantajlar.

* Kısa sürede iyileşme (1-2 günde hastaneden hasta çıkartılır)
* Ameliyat sonrası ağrı ve cerrahinin diğer sıkıntıları en az oranda yaşanır.
* Kanama çok azdır.
* Kozmetik olarak sadece 3 adet delik izi (1 cm, ve 0.5 cm ebatlarında) dışında bir cerrahi iz kalmaz.
* Hasta çalışma hayatına 15-20 gün sonra döner.

Açık cerrahideki sıkıntılı ameliyat nedeniyle kemoterapi ilk seçenek olarak hastalara sunulmaktadır. Ancak laparoskopik lenf bezi cerrahisinin getirdiği büyük avantajlar ile kemoterapinin getirdiği dezavantajlar (akciğer sıkıntısı, geçici saç dökülmesi, kalıcı kısırlık) mutlaka karşılaştırılmalı, hastaya bu konuda bilgi verilmelidir. Zira hastanın 3-4 ay süreli toksik etkileri olabilen ve geçici de olsa saç dökülmesine ve kalıcı kısırlığa neden olan kemoterapiyi mi yoksa kısa süreli iyileşme sağlanabilen laparoskopik cerrahinin avantajlarıyla laparoskopik cerrahiyi mi seçeceği oldukça önemlidir. Hastaların mutlaka detaylı bilgi için doktoruna başvurması gereklidir.

Evre II Testis Kanseri

Evre II testis kanserindeki tedavi, kanserin tipinin seminoma mı, non-seminoma mı olduğuna göre, farklılık gösterir.

Seminoma tipi için aşağıdaki seçeneklerle tedavi önerilir.

* Testisteki tümör boyutu 5 cm. ve daha ufaksa, cerrahi olarak testis alındıktan sonra, karıniçi seviyesindeki ana damarlar etrafındaki ve ayrıca kemik pelvis seviyesindeki lenf bezlerine radyoterapi uygulanır. Ömür boyu hasta yakın takip altında kalır.
* Testis tümör boyutu 5 cm.nin üzerinde ise, cerrahi oalrak testis alındıktan sonra, kemoterapi ile kombine tedavi olarak karıniçi seviyesindeki ana damarlar etrafındaki ve ayrıca kemik pelvis seviyesindeki lenf bezlerine radyoterapi uygulanır. Ömür boyu hasta yakın takip altında kalır.

 

Non-seminoma tipi testis kanserinde tedavi aşağıdaki seçeneklerdeki gibi beş şekilde de uygulanabilir. Her üçünün de kendisine göre avantaj ve dezavantajları vardır.

* Kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınmasından sonra, kanserin en sık yayıldığı karıniçi seviyesindeki ana damarların etrafındaki lenf bezlerinin de laparoskopik yöntemle cerrahi olarak çıkartılması. Hayat boyu hasta takipte kalır.
* Kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınmasından sonra, kanserin en sık yayıldığı karıniçi seviyesindeki ana damarların etrafındaki lenf bezlerinin de laparoskopik yöntemle cerrahi oalrak çıkartılması. Ardından kombine kemoterapi uygulanmasıdır. Hayat boyu hasta takipte kalır.
* Kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınması ardından kombine kemoterapi uygulanmasıdır. Eğer bu tedavi sonrasında kanser varlığı şüphesi varsa karıniçi seviyesindeki ana damarların etrafındaki lenf bezlerinin de laparoskopik yöntemle çıkartılması tedavisi uygulanır. Hayat boyu hasta takipte kalır.
* Eğer hastalığın yayılım seviyesinin hasta yaşamı için risk ve tehlike yarattığı düşünülüyorsa, kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınmasından önce hastaya kemoterapi uygulanır. Hayat boyu hasta takipte kalır.
* Kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınmasından sonra, lenf nodüllerinin çıkartılmasını önleyecek, klinik araştırmaların yapıldığı kemoterapi uygulamalarına hasta alınabilir.

Evre III Testis Kanseri

Evre III testis kanserindeki tedavi, kanserin tipinin seminoma mı, non-seminoma mı olduğuna göre, farklılık gösterir.

Seminoma tipi için aşağıdaki seçeneklerle tedavi önerilir.

* Kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınması ardından kombine kemoterapi uygulanmasıdır. Tedavi sonrası rezidüel kanser varlığı düşünülmüyosa, ömür boyu yakın takip uygulanır.
* Yeni ortaya atılmış olan klinik araştırmalı uygulamalar seçenek olabilir.
* Yüksek doz kemoterapi içeren klinik uygulamaların ardından kemik iliği nakli uygulanabilir.

 

Non-seminoma tipi testis kanserinde tedavi aşağıdaki seçeneklerdeki gibi beş şekilde de uygulanabilir. Her üçünün de kendisine göre avantaj ve dezavantajları vardır.

* Kanserli testisin cerrahi ile (radikal inguinal orşiektomi) alınması ardından kombine kemoterapi uygulanmasıdır.
* Kemoterapi sonrası, rezidüel tümör varlığı düşünülen lenf bezleri cerrahi olarak çıkartılır. Eğer bu alınan lenf dokularının patolojik incelemesinde gerçekten kanser varlığı tespit edilirse, ek kemoterapi rejimleri uygulanır.
* Kombine kemoterapi, beyine sirayet etmiş tümörün tedavisi için beyine radyoterapi ile kombine edilir.
* Yeni uygulanan klinik kemoterapi araştırma rejimlerine alınabilir.
* Yüksek doz kemoterapi ve ardından kemik iliği nakli uygulanır.

Etiketler:

1 Response to "TESTİS KANSERİ"

26 yaşında bi gencimi kaybettim.testis kanserinden! ölüm riski olan bi hastalık olmadıgını biliyodum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

www.drozon.com

Kategoriler

Kategoriler

Arşiv

Aralık 2010
P S Ç P C C P
« Tem   Kas »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Blog İstatistikleri

  • 34,383 kişi

En Fazla Tıklananlar

  • Hiçbiri

RSS www.HepsiBorsa.com

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
%d blogcu bunu beğendi: